Borsa İstanbul ve bazı yatırım fonları etrafında son günlerde yaşanan tartışmalar yalnızca sermaye piyasalarını değil, siyaseti de yakından ilgilendiren yeni iddiaları gündeme taşıyor.
Bu kez tartışmaların odağında AK Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya bulunuyor. Kaya’nın halen AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğü partinin resmi internet sitesinde de yer alıyor.
Ancak hemen belirtelim: kamuoyuna yansıyan rakamlar şu aşamada siyasi isimlerin ileri sürdüğü iddialardan ibarettir. Bu işlemlerin hukuka aykırı olduğu, içeriden bilgi kullanıldığı veya herhangi bir suç işlendiği yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır.
Buna rağmen ortaya atılan rakamların büyüklüğü, konunun kamuoyunda açıklığa kavuşturulmasını önemli hâle getiriyor.
İddia edilen rakamlar oldukça yüksek
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, 26 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir hisse senedinde 63 milyon 359 bin liralık yatırım yaptığını ve daha sonra yaklaşık 1 milyar 344 milyon lira çektiğini ileri sürdü.
Emre ayrıca Kaya’nın eşi İlyas Kaya’nın da 99 milyon 687 bin lira yatırdığı ve 826 milyon lira çektiği iddiasını gündeme getirdi. Bu rakamlar toplandığında yaklaşık 163 milyon 46 bin liralık yatırım karşılığında 2 milyar 170 milyon liralık çıkış iddia edilmiş oluyor. Emre ayrıca satışların piyasadaki sert gelişmelerden önce gerçekleştirildiğini ileri sürdü. Bunların tamamı henüz bağımsız biçimde doğrulanmış bulgular değil, siyasi bir aktörün kamuoyuna açıkladığı iddialardır.
İddiaların hangi işlem kayıtlarına dayandığı ve bu işlemlerin normal piyasa koşullarında mı, başka bir bilgi veya avantaj kullanılarak mı yapıldığı ise kamuoyuna açık belgelerle henüz ortaya konulmuş değil.
İşte cevaplandırılması gereken temel mesele de burada başlıyor.
AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar’dan sert tepki
AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar da söz konusu iddialara ilişkin açıklama yaptı.
Tayyar, Kaya ve eşine ilişkin iddiaların ciddi olduğunu belirterek, doğru olmaları hâlinde siyasi sorumluluk tartışması doğacağını; doğru değillerse de kamuoyunun açık biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti. Tayyar ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının fonlardan son dönemde çıkış yapan kişilere ilişkin hareketleri incelediğini öne sürdü.
Tayyar’ın bundan birkaç gün önce yaptığı başka bir açıklamada da fon soruşturmasının yalnızca yatırımcılar ve şirket yöneticileriyle sınırlı tutulmaması, sermaye piyasalarını denetlemekle görevli kamu kurumlarının ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun da araştırılması gerektiğini savunduğu görülüyor.
Dolayısıyla tartışma giderek tek tek yatırımcılardan çıkarak daha geniş bir alana yayılıyor.
Sinan Burhan da açıklama istedi
Gazeteci Sinan Burhan da sosyal medya üzerinden Kaya’ya yönelik iddiaların kamuoyu önünde cevaplandırılması gerektiğini ifade etti.
Burhan, Kaya’nın eşinin adının fon tartışmalarında geçtiğini ileri sürerek kamu vicdanını tatmin edecek bir açıklama yapılması gerektiğini savundu; açıklama yapılamaması hâlinde siyasi sorumluluk tartışmasının gündeme geleceğini belirtti.
Burada önemli olan, tartışmayı kişisel veya siyasi bir hesaplaşmaya dönüştürmeden somut soruların cevaplandırılmasıdır.
Asıl cevaplandırılması gereken sorular
Eğer kamuoyuna açıklanan işlem rakamları doğruysa, öncelikle bunların resmi kayıtlarla doğrulanması gerekir.
Hangi hisse veya fonlarda işlem yapıldı?
Alımlar hangi tarihlerde ve hangi fiyatlardan gerçekleştirildi?
Satışlar tam olarak hangi tarihlerde yapıldı?
Kamuoyuna yansıyan rakamlar SPK, Takasbank ve aracı kurum kayıtlarıyla uyuşuyor mu?
Satışların zamanlaması gerçekten fon soruşturması veya piyasadaki sert gelişmelerden hemen önce mi gerçekleşti?
Ve en önemlisi:
Bu işlemlerde kamuya açık olmayan herhangi bir bilgi kullanıldığına dair somut bir bulgu var mı?
Bu sorular cevaplandırılmadan herhangi bir kişiyi suçlu ilan etmek doğru olmaz.
Ama tam tersine, böylesine yüksek rakamların kamuoyuna taşındığı bir ortamda mesele hiç yokmuş gibi davranmak da tartışmayı sona erdirmez.
Siyasette hukuki sorumluluk ile siyasi sorumluluk farklıdır
Burada birbirinden ayrılması gereken iki kavram var.
Birincisi hukuki sorumluluk.
Bir kişinin sermaye piyasası mevzuatını ihlal edip etmediğine veya suç işleyip işlemediğine ancak yetkili kurumların yapacağı inceleme ve nihayetinde yargı karar verebilir.
İkincisi ise siyasi sorumluluk.
Üst düzey siyasi görev üstlenen kişilerin yalnızca hukuka uygun davranmaları değil, kamuoyunda ortaya çıkan ciddi iddialara karşı şeffaf davranmaları da beklenir.
Bu nedenle tartışmanın temelinde “iddia ortaya atıldı, o hâlde suç vardır” şeklinde yanlış bir yaklaşım değil;
“Bu kadar ciddi rakamlar kamuoyuna açıklanmışsa bunların doğruluğu şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır”
yaklaşımı bulunmalıdır.
Sessizlik iddiaları ortadan kaldırmaz
Şu ana kadar güncel açık kaynaklarda Fatma Betül Sayan Kaya veya eşinin söz konusu iddialara ayrıntılı bir kamuoyu cevabı verdiğine dair güvenilir bir kayıt göremedim. Aynı şekilde haklarında bu iddialar nedeniyle başlatılmış somut bir adli işlem bulunduğuna ilişkin doğrulanmış bilgi de şu aşamada kamuya yansımış değil.
Bu tablo nedeniyle mesele henüz iddia aşamasındadır.
Ancak siyasette bazen yapılabilecek en etkili şey uzun açıklamalar değil, doğrulanabilir birkaç belgeyi kamuoyuna sunmaktır.
İşlem tarihleri belliyse açıklanabilir.
Alış ve satış fiyatları belliyse gösterilebilir.
Kazancın kaynağı hukuka uygunsa ortaya konulabilir.
İddialar gerçeği yansıtmıyorsa da bunun somut kayıtlarla gösterilmesi tartışmanın önemli bölümünü sona erdirebilir.
Fon tartışması artık daha geniş bir şeffaflık meselesine dönüşüyor
Türkiye’de son dönemde sermaye piyasalarına ilişkin yaşanan tartışmaların en önemli sonucu belki de bu olacak.
Mesele artık yalnızca hangi yatırımcının ne kadar para kazandığı değildir.
Asıl mesele;
- Piyasada herkes aynı bilgiye mi sahipti,
- Denetim mekanizmaları zamanında çalıştı mı,
- Bazı yatırımcılar diğer yatırımcılara göre avantajlı bilgiye ulaştı mı,
- Siyasi veya bürokratik makamlarla sermaye piyasası işlemleri arasında araştırılması gereken bir ilişki var mı,
sorularının cevaplandırılmasıdır.
Bu sorular kişilere göre sorulmamalıdır.
Kim olursa olsun aynı standart uygulanmalıdır.
Çünkü sermaye piyasalarının temel sermayesi yalnızca para değildir.
Güvendir.
Ve güvenin yeniden kurulmasının yolu da söylentilerden değil, belgeden, şeffaflıktan ve bağımsız incelemeden geçer.
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşine ilişkin iddialar bakımından da yapılması gereken budur:
İddiaları peşinen doğru kabul etmek de yanlış, yok saymak da. Ancak şuana kadar susulması hayra alamet değildir ve kabul anlamına gelir. Zira bu kişi sıradan bir vatandaş değildir.



