Bir ülkede finans kuruluşları ardı ardına sorun yaşıyor, yatırımcılar mağdur oluyor, bazı şirketlerin yöneticileri hakkında ağır suçlamalar ortaya atılıyor ancak bu kuruluşlara izin veren ve onları denetleyen kurumların yöneticileri görevlerine devam ediyorsa ortada cevaplandırılması gereken ciddi sorular var demektir.

Bu soruların muhataplarından biri de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu'dur.

Erhan Usta'dan Kavcıoğlu'na ağır eleştiriler

İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı konuşmada, Şahap Kavcıoğlu döneminde verilen faaliyet izinlerini gündeme taşıdı.

Usta; AGS Altın Gezegen, Adil Katılım, ColendiBank, Katılımevim Katılım, Fair Finans, Adil Tasarruf ve İktisat Katılım isimlerini tek tek sayarak bu kuruluşlara Kavcıoğlu döneminde izin verildiğini ileri sürdü.

Ardından şu çarpıcı soruyu yöneltti: "Hiç mi kabahati yok?"

Usta, söz konusu kuruluşların tasfiye süreçleriyle veya haklarında soruşturma yürütülen kişilerle bağlantıları bulunduğunu iddia ederek Kavcıoğlu'nun kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini vurguladı.

Burada üzerinde durulması gereken husus, yalnızca izinlerin hangi tarihte verildiği değildir. Asıl mesele, izinlerin hangi kriterlerle verildiği ve sonrasında denetim mekanizmalarının nasıl işletildiğidir.

Elbette bir finans kuruluşuna izin verilmiş olması, sonradan ortaya çıkan bütün hukuka aykırılıklardan BDDK Başkanının şahsen sorumlu olduğu anlamına gelmez. Ancak bu durum, denetim görevini yerine getiren yöneticilerin hesap verme yükümlülüğünü de ortadan kaldırmaz.

Bayburt'taki çağrı merkezi ve karşılığı sorulan izinler

Erhan Usta'nın konuşmasındaki en dikkat çekici bölümlerden biri Bayburt'taki çağrı merkeziyle ilgiliydi.

Usta, Ali Emre Ballı tarafından Bayburt Organize Sanayi Bölgesinde kurulduğunu belirttiği çağrı merkezinin Kavcıoğlu'nun ricasıyla hayata geçirildiğini ileri sürdü.

Ardından bu girişimin karşılığında herhangi bir lisans veya izin avantajı sağlanıp sağlanmadığını sorguladı.

Bu iddia son derece ciddidir.

Memurun 4 aylık enflasyon farkı belli oldu!
Memurun 4 aylık enflasyon farkı belli oldu!
İçeriği Görüntüle

Bir kamu yöneticisinin memleketine yatırım yapılmasını istemesi tek başına hukuka aykırı değildir. Hatta istihdam sağlayan yatırımların teşvik edilmesi olumlu karşılanabilir. Ancak kamu gücü kullanılarak verilen izinlerle özel yatırımlar arasında bir çıkar ilişkisi kurulmuşsa, bu artık yatırım teşviki değil, kamu yönetiminde tarafsızlık ve çıkar çatışması meselesidir.

Burada yapılması gereken, iddiayı peşinen doğru kabul etmek değil; çağrı merkezi yatırımı ile ilgili kuruluşlara verilen izinlerin tarihlerini, karar süreçlerini ve taraflar arasındaki ilişkileri bağımsız biçimde incelemektir.

Şahap Kavcıoğlu'nun bu iddialara açık ve belgeli cevap vermesi hem kendi itibarı hem de yönettiği kurumun güvenilirliği açısından önem taşımaktadır.

FUPS BANK'a verilen izin de sorgulandı

Komisyon toplantısında İzmir Milletvekili Ümit Özlale de BDDK'nın verdiği banka izinlerine ilişkin dikkat çekici sorular yöneltti.

Özlale, nişasta üretimiyle tanınan Tosmur Grubu bağlantılı kişilerin kurucuları arasında bulunduğunu belirttiği FUPS BANK'a dijital banka izninin hangi yeterlilikler esas alınarak verildiğini sordu.

Ayrıca, grubun bağlantılı şirketlerinden Kilikya Tarım ile adı fon soruşturmasında geçen Osman Arıkan Nacar arasında bir çalışma ilişkisi bulunduğunu ileri sürdü. İddia edilen yurt dışı para transferlerinde FUPS BANK'ın kullanılıp kullanılmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir şirketin bankacılık dışındaki bir sektörde faaliyet göstermesi, tek başına banka kurmasına engel değildir. Ancak kurucuların mali yeterliliği, ortaklık yapısı, fon kaynakları ve mevzuatta aranan diğer şartlar titizlikle incelenmelidir.

BDDK'nın açıklaması gereken, yalnızca izin verdiği kuruluşların listesi değil, bu izinlerin dayandığı denetim ve değerlendirme süreçleridir.

Merkez Bankasından BDDK'ya uzanan yönetim sorumluluğu

Şahap Kavcıoğlu daha önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı görevini yürüttü. Ardından BDDK Başkanlığına getirildi.

Komisyonda yapılan başka bir konuşmada, Kavcıoğlu'nun Merkez Bankası Başkanlığı döneminde Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Taha Çakmak'ın adının da fon soruşturması kapsamında geçtiği belirtildi.

Bir yöneticinin çalışma arkadaşının sonradan suçlanması, o yöneticinin suçlu olduğunu göstermez. Bununla birlikte üst düzey finans bürokrasisindeki atama, gözetim ve hesap verebilirlik süreçlerinin incelenmesi meşru bir kamu yararı meselesidir.

Özellikle kamu kaynaklarının, banka izinlerinin ve finansal piyasalara duyulan güvenin söz konusu olduğu bir alanda hiçbir üst düzey görevli denetim dışı tutulmamalıdır.

Şahap Kavcıoğlu kamuoyuna açıklama yapmalıdır

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in aynı Komisyonda verdiği bilgilere göre, manipülasyon nedeniyle zayıflayan fonlardan 131'i hakkında tasfiye kararı alınmış ve yaklaşık 456 bin pay sahibi bu süreçten etkilenmiştir.

Bu boyuttaki bir finansal sarsıntının yalnızca suç işlediği iddia edilen piyasa aktörleri üzerinden değerlendirilmesi yeterli değildir.

Yapılması gereken bellidir: BDDK'nın son yıllarda verdiği tartışmalı kuruluş ve faaliyet izinleri, karar tarihleri ve sorumlu kurul üyeleriyle birlikte incelenmelidir. İzinlerin dayanağı olan mali yeterlilik, ortaklık yapısı ve risk değerlendirmeleri denetlenmelidir. Bayburt'taki çağrı merkeziyle izin süreçleri arasında herhangi bir çıkar ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Ayrıca bankacılık ve sermaye piyasalarındaki denetim ihmalleri, bağımsız ve uzman bir incelemeye konu edilmelidir. Tespit edilen kişisel kusurlar varsa bunların idari ve hukuki sonuçları uygulanmalıdır.

Sonuç olarak mesele yalnızca Şahap Kavcıoğlu meselesi değildir. Mesele, Türkiye'de finansal kurumlara izin verenlerin ve onları denetleyenlerin gerçekten hesap verip vermediğidir.

Bir kurumun başarılı yöneticisi olmak, yalnızca verdiği izinlerin sayısıyla övünmek değildir. Gerektiğinde neden izin verildiğini, hangi risklerin görüldüğünü, hangi tedbirlerin alındığını ve neden bazı sorunların önlenemediğini de açıklayabilmektir.

TBMM çatısı altında dile getirilen iddialar henüz Kavcıoğlu'nun hukuka aykırı bir işlem yaptığına ilişkin kesinleşmiş bir tespit değildir. Ancak kamu görevlilerinin bu ağırlıktaki sorulara açıklık getirmesi beklenir.

Finans sistemindeki sorunların hesabı yalnızca piyasadaki aktörlerden mi sorulacak, yoksa bu aktörlere izin veren ve onları denetlemekle yükümlü olanlar da kendi kararlarının hesabını verecek mi? Çünkü hukuk devletinde yetki makamla, sorumluluk da yetkiyle birlikte gelir.

Kamu yönetiminde asıl sorun, hatalı kararların verilmesi kadar, o kararların hesabını soracak bir mekanizmanın işlememesidir.