Bazı uyarılar vardır, yapıldığı gün yeterince önemsenmez. Ancak zaman geçip korkulan olaylar yaşandığında, o uyarıların değeri çok daha iyi anlaşılır.

Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın sermaye piyasalarına ilişkin açıklamaları da bu açıdan dikkatle incelenmeyi hak ediyor.

Başak, bürokratik nezaketi elden bırakmadan, fakat oldukça açık ifadelerle Tera Yatırım ve Vişne Madencilik hisselerindeki olağan dışı fiyat hareketlerine dikkat çekmişti.

Üstelik bu uyarıları bugün değil, tam bir yıl önce, 18 Ekim 2025 tarihinde yaptığını belirtiyor.

Peki, aradan geçen bir yılda ne oldu?

SPK, 16 Ekim 2026 tarihli bülteninde Vişne Madencilik hisselerindeki işlemler nedeniyle 22 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırdı. Tera Yatırım ve Tera Portföy'ün de aralarında bulunduğu bazı şirketler hakkında iki yıl süreyle işlem yasağı kararı aldı.

Şimdi sorulması gereken soru şu: Bir yıl önce kamuoyu önünde dile getirilen riskler, denetim kurumlarının dikkatini ne zaman çekti ve o tarihten itibaren hangi önlemler alındı?

Bir hisse 45 liradan 859 liraya yükselirken!

Ramazan Başak'ın 18 Ekim 2025 tarihli olduğunu belirttiği paylaşımındaki rakamlar oldukça çarpıcı.

Başak'ın aktardığına göre Vişne Madencilik hissesi, Şubat 2025'te 45,28 liradan işlem görmeye başladı. 1 Ağustos 2025'te ise 859,50 liraya kadar yükseldi.

Ardından sert bir düşüş yaşandı.

Başak, Ekim 2025'te fiyatın 130 liraya gerilediğini belirterek yatırımcıların uğradığı kayıplara dikkat çekti.

Elbette borsada her sert yükseliş veya düşüş manipülasyon anlamına gelmez. Ayrıca farklı tarihlerdeki fiyatların sermaye işlemleri bakımından karşılaştırılabilir olması gerekir. Ancak bu ölçekteki fiyat hareketlerinin denetim kurumlarınca yakından incelenmesi gerektiği de açıktır.

Başak'ın o günkü sorusu son derece anlamlıydı: "SPK nerededir?"

Bugün aynı soruyu biraz daha genişleterek sormak gerekiyor:

SPK, bu olağan dışı hareketleri hangi tarihte tespit etti, hangi tarihte inceleme başlattı ve yatırımcıları korumak için hangi tedbirleri aldı?

Geç gelen müdahalenin bedelini kimler ödüyor?

SPK'nın suç duyurusunda bulunması ve işlem yasağı kararı alması, sermaye piyasalarının hukuka uygun işleyişi açısından önemlidir. Ancak kamu yönetiminde yalnızca yaptırım uygulamak yeterli değildir. Yaptırımın zamanlaması da en az kendisi kadar önemlidir.

Bir hisse senedinde olağan dışı hareketler yaşanırken zamanında müdahale edilip edilmediği, bu hareketlerden zarar gören yatırımcılar açısından hayati öneme sahiptir.

Bu nedenle yalnızca suç duyurularının sayısını değil, sürecin başlangıcından itibaren alınan tedbirleri de bilmek gerekiyor.

Başak'ın açıklamaları ile SPK'nın son kararları birlikte değerlendirildiğinde, denetim faaliyetlerinin zamanlamasının açıklığa kavuşturulması gerektiği görülüyor. Çünkü denetimin amacı yalnızca yaşanan usulsüzlükleri tespit etmek değil, mümkün olduğunca gerçekleşmelerini ve büyümelerini önlemektir.

Tera fon krizi, eski uyarıların önemini artırdı

Meselenin bir başka boyutu daha bulunuyor.

Başak, 2025 yılındaki açıklamalarında yalnızca Vişne Madencilik'e değil, Tera Yatırım'a ilişkin şüphelerine de dikkat çekmişti.

Eylül 2026'da yaşanan büyük fon tasfiyesi, Tera grubuna ilişkin bu eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.

Ardından SPK'nın Vişne Madencilik işlemleri kapsamında Tera Yatırım ve Tera Portföy hakkında aldığı işlem yasağı kararı geldi.

Bu gelişmeler, Başak'ın geçmişte dile getirdiği her iddianın doğrulandığı anlamına gelmez. İlgili kişi ve şirketlerin hukuki sorumlulukları somut delillerle belirlenmelidir. Fakat daha önce yapılan uyarıların ilgili kurumlar tarafından nasıl değerlendirildiğinin araştırılması gerektiği de ortadadır.

Ekonomi yönetimine kritik atama!
Ekonomi yönetimine kritik atama!
İçeriği Görüntüle

Başak'ın yalnızca sosyal medya açıklamalarında bulunmadığı, 2025 yılında ilgili kurumlara ve 2026 yılı başında savcılığa başvurular yaptığı yönündeki kendi beyanları da dikkate değerdir. Savcılığın bu başvurular hakkında nasıl bir işlem yaptığı ise üzerinde durulması gereken başka bir konudur.

Bu başvuruların hangi tarihlerde alındığı, nasıl değerlendirildiği ve hangi işlemlerin yapıldığı açıklanmalıdır.

Kamu yöneticileri yalnızca yaptıklarıyla değil, zamanında yapmadıklarıyla da değerlendirilir

Kamu yönetiminde sorumluluk yalnızca açıkça hukuka aykırı karar alınmasından doğmaz. Gerekli şartlar oluştuğu hâlde yetkilerin kullanılmaması, uyarıların gereği gibi değerlendirilmemesi ve alınması gereken önlemlerin geciktirilmesi de şartlarına göre idari sorumluluk doğurabilir.

Bu nedenle SPK'nın yapması gereken, yalnızca aldığı son kararları duyurmak değil, kamuoyunun denetim sürecine ilişkin sorularını da cevaplandırmaktır.

Vişne Madencilik ve Tera Yatırım hakkında ilk şüpheler ne zaman ortaya çıktı? Hangi tarihlerde inceleme yapıldı? Ne tür önleyici tedbirler alındı? Daha önce yapılan ihbarlar ve uyarılar nasıl değerlendirildi?

Bunların açıklığa kavuşturulması, hem yatırımcıların korunması hem de SPK'ya duyulan güven bakımından önemlidir.

Unutulmamalıdır ki denetim kurumlarının başarısı, krizden sonra kaç kişiye yaptırım uyguladığıyla değil, krizin büyümesini önlemek için zamanında ne yaptığıyla da ölçülür.

Ramazan Başak'ın bir yıl önceki uyarıları ile bugün gelinen nokta arasındaki zaman farkı, işte bu nedenle üzerinde durulmayı hak ediyor.

Son olarak bir yıl önce yapılan uyarılar bugün suç duyurularıyla yeniden gündeme geliyorsa, asıl sorgulanması gereken yalnızca piyasada işlem yapanlar değil, denetimin zamanlaması ve etkinliğidir. Çünkü geç kalan denetimin bedelini çoğu zaman denetleyenler değil, birikimlerini kaybeden yatırımcılar öder!