Sayıştay'ın Beykoz Belediyesine ilişkin 2025 yılı denetim raporunda yer alan tespitler, belediyelerde sosyal yardımların nasıl dağıtıldığını, kimlerin bu yardımlardan yararlandığını ve kamu kaynaklarının hangi ölçütlere göre kullanıldığını yeniden tartışmaya açmıştır.

Üstelik ortada birkaç kişiye yanlışlıkla yapılan yardımdan çok daha ciddi bir denetim ve kontrol sorunu bulunmaktadır.

2.900 yardım alıcısından yaklaşık 1.600 uygun olmayan kişi!

Sayıştay raporuna göre Beykoz Belediyesinde 2025 yılının Ocak-Ekim döneminde sosyal destek kartı alan kişi sayısı 2.500 ile 2.900 arasında değişmiştir. Ancak yapılan dijital kontrollerde, ihtiyaç sahipliği şartlarını kaybettiği belirlenen yaklaşık 1.600 kişi tespit edilmiştir.

Peki, bu kişilerin ihtiyaç sahibi olmadığı hangi bulgulardan anlaşılmıştır?

Sayıştay'ın tespitlerine göre;

  • Bazı sosyal yardım yararlanıcılarının üzerlerine kayıtlı lüks marka araçlar bulunmaktadır.

  • Bir kişinin tapu kayıtlarında 25 adet fındık bahçesi, başka bir kişinin kayıtlarında ise 6 adet tarla bulunmaktadır.

  • Bazı kişilerin hane başına düşen gelirleri belirlenen ihtiyaç sahipliği sınırını aşmaktadır.

  • Bazı yardım alıcılarının Beykoz ilçe sınırları içerisinde ikamet etmediği belirlenmiştir.

  • Gelir ve mal varlığı yüksek olan aynı hanedeki farklı kişilerin birden fazla sosyal yardımdan yararlandığı tespit edilmiştir.

  • Geliri sıfır görünen 381 kişiden sadece 42'sinin evine gidilmiş!

    Sayıştay raporundaki bir başka dikkat çekici tespit, sosyal incelemelerin yetersizliğidir.

    2025 yılında geliri sistemde "0 TL" olarak görünen ve sosyal yardım alan 381 kişiden yalnızca 42 haneye fiilen ev ziyareti yapılmıştır.

    Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Yönetmeliği değişti
    Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Yönetmeliği değişti
    İçeriği Görüntüle

    Yani 339 haneye fiilî ziyaret gerçekleştirilmemiştir.

    Üstelik ziyaret edilen hanelere ilişkin düzenlenen sosyal inceleme raporlarının büyük ölçüde kişilerin sözlü beyanlarına dayandığı; konutun fiziki durumu, yaşam koşulları ve yerinde gözleme ilişkin yeterli değerlendirmelerin yapılmadığı belirtilmiştir. Halbuki sosyal yardım, yalnızca bir başvuru formunun doldurulması veya kişinin gelirinin sıfır olarak beyan edilmesi üzerine kararlaştırılabilecek basit bir işlem değildir.

    Geliri sıfır görünen bir kişinin yüksek değerli mal varlığı bulunabilir. Buna karşılık düzenli geliri bulunduğu hâlde ağır sağlık giderleri, engellilik, yüksek kira veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler nedeniyle ciddi geçim sıkıntısı yaşayan başka bir vatandaş da bulunabilir.

    Bu nedenle sosyal yardım sisteminde yalnızca gelir beyanına dayanılması, hem haksız yararlanma riskini artırır hem de gerçek ihtiyaç sahiplerinin gözden kaçmasına neden olabilir.

    Sosyal inceleme yapılmadan sosyal yardım kararı verilmesi, kamu kaynağının kime ve hangi gerekçeyle tahsis edildiğinin yeterince araştırılmaması anlamına gelebilir.