Kamudaki ücret adaletsizliğine ilişkin tartışmaları Devlet Memurları Konfederasyonu Başkanı Osman Kaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla tekrar gündeme getirdi.

Nitelikli bürokratlarda bulunması gereken dokuz kritik özellik
Nitelikli bürokratlarda bulunması gereken dokuz kritik özellik
İçeriği Görüntüle

Kaya, paylaşımında işçi, memur ve sözleşmeli personelin kamu kurumlarında temizlik işi yaptığına dikkat çekerek, üç ayrı kişinin de farklı maaş almasını eleştirdi.

Kaya'nın konuyla ilgili yaptığı paylaşım şöyle:

"Kamuda uzun yıllardır büyüyen ancak artık görmezden gelinemeyecek bir sorun var: Aynı işi yapan çalışanlar, farklı statülerde istihdam ediliyor ve birbirinden oldukça farklı ücretler alıyor.

İşçi, memur ve sözleşmeli personel aynı koridoru temizliyor, aynı bahçeyi düzenliyor, aynı kurumun iş yükünü omuzluyor; ancak ay sonunda aldıkları maaşlar, tabi oldukları mevzuat ve sendikal hakları birbirinden tamamen farklı oluyor.

Bu tablo ise çalışma barışını kaçınılmaz olarak zedeliyor. Özellikle temizlik, bakım, destek ve benzeri yardımcı hizmetlerde bu çarpıklık daha net görülüyor.

Geçmişte bu görevler ağırlıklı olarak Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) personeli ile kadroya geçirilen taşeron işçiler tarafından yürütülüyordu. Emeklilik ve diğer nedenlerle taşeron kökenli işçi sayısı azalmaya başlayınca kurumlar bu kez kadrolu işçi alımına yöneldi.

Ancak bu alımlar, mevcut mevzuat gereği KPSS şartı aranmadan, yalnızca sözlü sınavla yapılmaya başlandı. Bununla da sınırlı kalınmadı. Aynı işler için bu kez sözleşmeli personel istihdam edilmeye başlandı.

Fakat burada tamamen farklı bir yöntem uygulandı. Sözleşmeli personel alımlarında KPSS puan üstünlüğü esas alındı ve sözlü sınav yapılmadı. Bugün gelinen noktada ilginç bir tablo ortaya çıkmış durumda.

Bir kurum aynı işi yaptırmak için sadece sözlü sınavla işçi alırken, başka bir kurum yine aynı işi yaptırmak üzere KPSS puanına göre sözleşmeli personel istihdam ediyor.

Aynı kamu hizmeti için farklı istihdam modelleri, farklı işe alım yöntemleri ve farklı özlük hakları uygulanıyor. Daha da önemlisi, aynı işi yapan kişiler farklı ücretler alıyor. Bir tarafta işçi statüsünde çalışanlar, diğer tarafta memurlar ve sözleşmeli personel…

Maaş, sosyal haklar, çalışma mevzuatı ve bağlı olunan farklı sendikalar. İşçi sendikaları ile memur sendikalarının ayrı sistemler içinde faaliyet göstermesi de bu ayrışmayı daha da derinleştiriyor. Oysa kamu yönetiminin temel ilkelerinden biri eşitlik ve adalettir.

Aynı işi yapan çalışanlar arasında bu denli büyük statü ve ücret farklılıklarının bulunması ne verimliliği artırır ne de kurum içi motivasyonu güçlendirir. Aksine, aidiyet duygusunu zayıflatır, çalışma huzurunu bozar ve çalışanlar arasında adalet algısını örseler.

En düşündürücü olan ise bu karmaşık yapının artık olağan karşılanmaya başlanmış olmasıdır. Oysa kamuda istihdam politikalarının sadeleştirilmesi, aynı işi yapan personele eşitlik ilkesine uygun haklar tanınması ve ücret adaletinin sağlanması artık ertelenemeyecek bir ihtiyaçtır.

Çünkü aynı işe üç farklı statü ve üç farklı maaş uygulaması, ne çalışma barışıyla ne de kamu yönetiminde adalet anlayışıyla bağdaşmaktadır."