Kamu bankalarının bu süreçte reel sektörün finansman sorunlarına çözüm üretmesi bekleniyor. Hisse senedi teminatıyla kredi limiti tahsis edilen işletmelerin, teminat değerindeki düşüş gerekçesiyle kredi kullanımları kısıtlanmamalıdır. Aksi takdirde reel sektörde daralma oluşur ve başka sektörlerde zincirleme etki oluşturur.

Fon kriziyle birlikte bankalara teminat olarak gösterilen hisse senetlerinin değer kaybettiği herkesin malumudur. Bu kapsamda özellikle kamu bankalarının bu arizi durumu dikkate almayarak teminat açığı oluştuğu gerekçesiyle ilave teminatlar istemesi çok ciddi sorunlara yol açacaktır. Kamu bankaların bu konuda son derece dikkatli olması gerekiyor. Gerekirse bu konuda yasal düzenleme yapılmalıdır.

Kamu bankalarının görevi, finansman sıkıntısı yaşayan işletmelere çözüm üretmektir. Yoksa mevcut kaynaklarına erişimlerini de engelleyerek onları daha ağır bir likidite krizine sürüklemek değildir.

Elbette bankalar verdikleri kredinin teminatını korumak zorundadır. Ancak teminatın değer kaybetmesi şuan yaşanan sorundan kaynaklanmaktadır. Bunun için geçerli bir hukuki veya sözleşmesel dayanak oluşturulmalı ve işletmelerin boğazı sıkılmamalıdır.

Düşünün ki bir işletmenin çalışanlarına maaş, tedarikçilerine ödeme, devlete vergi ve SGK primi ödeme yükümlülüğü bulunuyor. İşletme yeni kredi kullanamıyor. Üstelik mevcut parasına da erişemiyorsa faaliyetlerini nasıl sürdürecek?

Bankaların kendisini korumaya yönelik işlemleri, işletmenin ödeme kabiliyetini ortadan kaldırıyorsa burada risk gerçekten azalmaz aksine daha da büyür.

Bir şirketin nakit akışının kesilmesi yalnızca o şirketi ilgilendirmez. Çalışanlarını, tedarikçilerini, alacaklılarını ve nihayetinde kamu maliyesini de etkiler.

Bu nedenle olayın BDDK tarafından incelenmesi, ilgili kamu bankalarının nasıl bir uygulama yaptıkları araştırılmalıdır. Bu aşamada işletmelerin faaliyetlerini sürdürmesini sağlayacak alternatif teminat ve finansman seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekiyor.

Unutulmamalıdır ki kamu bankacılığı, sadece kamu sermayesiyle bankacılık yapmak değildir. Kamu kaynaklarını korurken reel ekonominin sürdürülebilirliğini de gözetebilmektir.

Bir işletmenin batması halinde banka yalnızca kredi müşterisini kaybetmez; ekonomi üretim, istihdam ve vergi kaybıyla karşı karşıya kalır.

1 Kasım 2026 tarihli atama kararları Resmi Gazete'de!
1 Kasım 2026 tarihli atama kararları Resmi Gazete'de!
İçeriği Görüntüle

Kamu bankasının riski yönetirken yeni riskler üretip üretmediği açıklığa kavuşturulmalıdır. Ekonomi yönetiminin bu konuda uygulamayı masaya yatırması ve aksi davranış sergileyen bankaları uyarması faydalı olacaktır.