Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilince akla Mehmet Uçum geldiği için bu sistemi de en iyi onun bildiği varsayılmaktadır. Böyle olunca da sistemle ilgili ayar vermesi de doğal karşılanıyor.

Uçum’un zaman zaman siyasilere de ayar verdiği olsa da şuan ki konumuz bu olmadığı için bunun üzerinde durmayacağız.

Israrla üzerinde durulan ama bir türlü de detayları açıklanmayan ya da tanımının ne olduğu bilinmeyen bürokratik vesayetin bu nedenli rahatsızlık oluşturmasına pek bir anlam veremedik.

Uçuma göre bürokratik vesayet; Seçilmiş iradeyi sınırlama gücüne sahip siyasi bir bürokrasinin olması demekmiş. İyi de ne geçmişte ne de günümüzde bürokrasi böyle bir görev üstlenmemiştir. Bürokratın görevi mevzuatla verilen görevleri yapmaktan öte geçemez. Dünde böyle bugünde böyledir. Dolayısıyla böyle bir tanım yapmakla yapmamak arasında hiçbir fark yoktur.

Uçum diyor ki; “Daha önce defalarca gündeme getirilen bir konu yeniden ısıtılmaya çalışılıyor.

Tartışmanın esası seçilmiş atanmış ilişkisi.

Kimi çevreler Cumhurbaşkanı tarafından atanmış bazı üst kademe yöneticilerini "niye konuşuyorlar" diye eleştiriyor. Hatta memur olduklarını söyleyerek konuşma hakları olmadığını iddia ediyor.

Fikri beyanlarında tarafsız olmaları gerektiğini ileri sürenler bile var. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde üst kademe yöneticilerle diğer kamu görevlileri arasındaki fark bilinmeden veya anlaşılmadan bu eleştirilerin yapıldığı görülüyor.

Doğrudan Yürütmenin Yardımcısı Olmak!

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde üst kademe yöneticiler cumhurbaşkanının programını doğrudan uygulamakla görevli yöneticilerdir. Diğer kamu görevlilerinden niteliksel olarak farklıdır. Diğer kamu görevlileri idarenin içindedir ve idarenin bütünlüğü içerisinde yürütmeye bağlı çalışır. Üst kademe yöneticileri ise doğrudan yürütmeye bağlı ve yürütmenin yardımcısı olarak çalışır.”

Uçum geçmişte bürokratik olarak görev yapmadığı için bürokrasinin işlevini bilmesini bekleyemeyiz. Ancak geçmişte de günümüzde de hiçbir bürokrat bu böyle olacak diye diretme gücüne sahip değildi. Geçmişte de günümüzde de bürokratı bağlayan yegane unsur mevzuattı. Şuana kadar bürokratın mevzuatla bağlı olmadığını iddia eden bir kişiye rastlamadık. Aksi durumda Sayıştay hesap sormaktadır. Ya da denetim yetkisi olanlar hesap sormaktadır. Uçum böyle bir mekanizmada hiçbir zaman çalışmadı. Bu nedenle de mevzuata aykırı davranışlarda nasıl bir durum ortaya çıkar haliyle bilemez.

Uçum yazısında üst kademe yöneticilerin cumhurbaşkanının programını doğrudan uygulamakla görevli yöneticiler olduğunu belirtmektedir ki bunun denilmesi dahi gereksizdir. Cumhurbaşkanı programı bir talimattır ve elbette yerine getirilmesi zorunludur. Doğrusu ne demek istediği pek anlaşılamıyor.

Uçum’un diğer kamu görevlilerinden üst kademe yöneticilerin niteliksel olarak farklı olduğunu belirtmesi ise izaha muhtaç bir durumdur. Şayet demek istediği bazı üst kademe yöneticileri için hiçbir şart yoktursa bu durum nitelik zafiyeti göstergesidir. Yok eğer üst kademe yöneticileri daha nitelikli diyorsa buna dair elimizde ciddi bir veri bulunmuyor. Uygulama ise Uçum’u doğrulamıyor. Bu nedenle Uçum’un kurmuş olduğu cümle çok bir anlam ifade etmiyor. Anlaşıldığı kadarıyla uygulamayı çok fazla bilmiyor veya takip etmiyor. Çünkü hayatında hiçbir sınav başarısı olmayan ve kamuya da sınavsız olarak girmiş birçok kişi şuan üst kademe yöneticisi olarak görev yapıyor.

Uçum yazısında diyor ki; “Bu nedenle bu sistemde diğer kamu görevlilerinden farklı olarak üst kademe yöneticilerin şu özellikleri vardır:

1- Üst kademe yöneticilerinin görev süreleri cumhurbaşkanı arada görevden almazsa seçilmiş cumhurbaşkanının süresiyle sınırlıdır. Cumhurbaşkanıyla gelip cumhurbaşkanıyla gitme kuralı vardır. Cumhurbaşkanından bağımsız bir görev süreleri yoktur.

2- Üst kademe yöneticilerin seçilmiş iradeye karşı bir özerklikleri yoktur. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde bürokratik vesayet ve bürokratik oligarşi olmaz. Eski sistemin bağımsız görev süresi ile ikili ve üçlü kararnameye dayanan bu faşizan yapısı tasfiye edilmiştir.”

PTT personelinin geçiş süresi nasıl olacak?
PTT personelinin geçiş süresi nasıl olacak?
İçeriği Görüntüle

Uçum söylediğinin ne anlama geldiğini muhtemel biliyordur. AK Parti iktidara geldiği tarihten 2018 tarihine kadar faşizan olarak nitelediği bir yapıda yönetim sergilemiştir demek istiyorsa bunu da açıklaması gerekiyor. Aksi durumda söylemini düzeltmesi gerekir. Bu ifadelerin kabulü bizleri çok farklı sonuçlara götürür. Atamalarda ilgili bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı imzası olmasını faşizan bir yönetim olarak nitelemek çok sağlıklı değildir.

Atamaları tek başına Cumhurbaşkanı yapmış olsa da atananlar Cumhurbaşkanının görev süresiyle değil ilgili bakanın görev süresiyle sınırlıdır. Bakan değişikliği sonrasında yaşanan bürokrat değişimi bunun göstergesidir. Bu nedenle geçmişte de günümüzde de atamaları ilgili bakan teklif etmekte (şimdi ise sadece bakanların kararnamede imzası yok) Cumhurbaşkanı ise atamaktadır. Eskiden de Cumhurbaşkanı bir bürokratı görevden almak isterse ilgili bakana talimat vermekteydi. Şimdi ise sadece iki imza yok.

Üst kademe yöneticilerin seçilmiş iradeye karşı dünde bugünde bir özerklikleri yoktur. Aksi durum ispatı gerektirir. Üst kurullar kast ediliyorsa yapılacak kanun değişikliği ile bu durum tersine çok basitçe çevrilebilirdi.

Uçum yazısında; Bürokratik vesayet seçilmiş iradeyi sınırlama gücüne sahip siyasi bir bürokrasinin olması demektir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yürütme açısından seçilmiş irade Cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı kendi iradesi üzerinde vesayet kullanmak isteyen hiç bir siyasi bürokratik oluşuma izin vermez, çünkü tüm üst kademe yöneticileri tek başına görevden alma yetkisine sahiptir. Bürokratik vesayete yeltenenler bir gecede giderler. Bu yüzden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bürokratik vesayetin doğması sistemin esasları sebebiyle mümkün değildir.”

Bürokratik vesayet ve bürokratik oligarşi söylemleri süslü söylemlerin ötesinde hiçbir anlamı olmayan söylemlerdir. Geçmiş yönetimde de kendisini vazgeçilmez zanneden birçok bürokrat geceyi bile beklemeden görevden alınmıştır. Resmi Gazete’nin gece çıkma zorunluluğu yoktur. Mükerrer Gazete denilir ve geçer gider.

Ne geçmişte ne de günümüzde siyasi bir bürokratik oluşum söz konusu olmamıştır. Olsa olsa fiili bir durum olabilir ki buna dur diyecek siyasi iradedir.

Uçum yazısında; “3- Üst kademe yöneticilerin seçilmiş iradeye karşı tarafsız olmak gibi bir rolleri yoktur. Tam tersine seçilmiş iradeye bağlı hareket etme yükümlülükleri vardır. Yürütme ve idare bakımından tarafsızlık niteliği, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde tarafsız olmakla ilgilidir. Yoksa üst kademe yöneticiler Cumhurbaşkanının programına karşı tarafsız olamazlar çünkü programı uygulamakla yükümlüdür. Bunu istemek demokratik sistemin esasına aykırıdır.

Diğer deyişle tarafsızlık icrai süreçlerle ilgilidir. Fikir beyanında tarafsızlık söz konusu değildir.”

Üst kademe yöneticilerin seçilmiş iradeye bağlı olarak çalıştıkları için aldıkları talimatları mevzuat doğrultusunda yapma zorunluluğu vardır. Hiçbir bürokratın hangi makamdan alırsa alsın mevzuata aykırı ve suç oluşturan bir talimatı yapması beklenemez. Suç işleyen bürokratı da hiçbir makam kanunlar karşısında koruyamaz.

Üst kademe yöneticilerinin bir de siyasi faaliyet yapma yasağı vardır. Yani hiçbir bürokrat siyasi faaliyet yapamaz. Bazı bakan yardımcılarının bu yasağa uymaması bu yasağın olduğu gerçeğini değiştirmez.

Sonuç olarak Uçum tarafından kaleme alınan metnin hukuki hiçbir niteliği ve değeri yoktur. Bu söylemelerin geçmiş uygulamaları bilmemekten ve bürokrasi geçmişi olmamasından kaynaklı olduğunu düşünüyoruz.