Çalışma Hayatı

Yargıtay'dan 'görev yeri değiştirilen çalışanlarla' ilgili emsal karar!

Çalışanların iş yerinin değiştirilmesi halinde ne yapmalıdır? Veya bu tür durumlarda ne tür hakları vardır? İşte Yargıtay'dan emsal karar...

Abone Ol

İşçilerin, 'çüalışma yerleri ve çalışma şartlarının' değiştirilmesi zaman zaman sorun olmaktadır.

Bu durum, iş barışının bozulmasına neden olmaktadır. Bazı durumlarda ise, çalışanların işten ayrılmasına yol açmaktadır.

İşte bu tür durumlarda yani çalışanların görev yerinin değiştirilmesi ile ilgili olarak Yargıtay'dan emsal niteliğinde bir karar geldi.

Kararın ayrıntıları şöyle:

T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2017/13342
KARAR NO. 2019/16167
KARAR TARİHİ. 18.9.2019

Görev yeri değişikliğini kabul etmeyip eski işyerinde görevine devam eden davacı işçi aleyhine işveren tarafından yeni görevlendirildiği işyerine gitmediği gerekçesiyle devamsızlık tutanakları düzenlenmiş olup, davacının iş akdi devamsızlık nedeniyle feshedilmiştir. Davacı işçinin nedeni de tam olarak ortaya konulmadan başka bir şehre gönderilmesi işçi açısından iş şartlarında aleyhe değişiklik olup, davacı işçi bunu kabul etmek zorunda değildir. Somut dava bakımından görevlendirmeyi kabul etmeyen işçinin yeni görevlendirildiği işyerinde devamsızlığından söz edilemeyeceğinden, davalı işverenin devamsızlık nedeniyle yaptığı fesih yerinde değildir. Davacının talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır.

Davacıya ödenmesi gereken ücretten yapılan avans mahsubunun yerinde olduğu ancak davacının şirkete ait aracı kullanırken sebep olduğu trafik para cezaları nedeniyle davalı şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan tutarların davacı işçinin açık muvafakati olmadan re'sen mahsubu yoluna gidilmesinin mevzuata aykırı olduğu gözetilerek davacının hak ettiği ücretinden sadece avans mahsup edilip bakiyesi belirlendikten sonra ıslah edilmeyen bedelin, taleple bağlılık kuralı gereği, hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.

DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Davalı vekili, yetkili mahkemelerin Samsun İş Mahkemeleri olduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 01.09.2009 tarihinde işe başladığını, 27.07.2012 tarihine kadar işyerinde çalıştığını, üst üste üç işgünü mazeretsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle haklı neden ile iş akdine son verildiğini, İmzalı bordrolarda ne keder maaş aldığının belli olduğunu, ilave ücret adı altında bordro ile ödenen rakamların prim olmadığını, iş sırasında yapacağı masraflara ilişkin olarak işçilere verildiğini, davacının imzaladığı belge ile Tokat Şubesinde 27.07.2012-13.08.2012 tarihleri arasında çalışmayı kabul ettiğini, mazeretsiz olarak işe gitmemesi üzerine ihtarname keşide edilerek mazeretinin sorulduğunu, mazeret bildirmemesi üzerine iş akdinin 07.08.2012 tarihinde feshedildiğini, fazla mesai alacağı bulunmadığını, fazla mesai yapıldığında bordrolara yansıtılarak ödendiğini, bordroların imzalı olduğunu, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını, asgari geçim indirimi alacağı, prim alacağı, yemek parası alacağı bulunmadığını, davacının tüm hak ve alacaklarının bordro ile ödendiğini, ödenmeyen bir hak ve alacağı bulunmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

GEREKÇE

1-)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

3-)Davacı davalıya gönderdiği ihtarname ile ödenmeyen 2012 yılı Temmuz ayı ücretini talep etmiş aynı talebini dava konusu etmiştir. Dosyadaki belgelerden Temmuz ayı itibariyle davacının 600,00 TL kapatılmamış avansı olduğu bu nedenle Temmuz ayında ödenmesi gereken ücretten 600,00 TL avans mahsubunun yerinde olduğu ancak davacının şirkete ait aracı kullanırken sebep olduğu trafik para cezaları nedeniyle davalı şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan tutarların davacı işçinin açık muvafakati olmadan re'sen mahsubu yoluna gidilmesinin mevzuata aykırı olduğu gözetilerek davacının hak ettiği Temmuz ayı ücretinden sadece 600,00 TL avans mahsup edilip bakiyesi belirlendikten sonra ıslah edilmeyen dava dilekçesindeki 50,00 TL' nin taleple bağlılık kuralı gereği hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.

4-)Davacı davalı işverene gönderdiği ihtarname ile 2012 yılı Haziran ayı primini alamadığından bahisle ödenmesini talep etmiş aynı hususu dava konusu etmiştir. Dosyada mevcut bordrolar incelendiğinde 2012 yılı Haziran ayından önceki aylarda davacıya 300,00-350,00-380,00 TL gibi prim ödemelerinin ilave ücretler adı altında ödendiği anlaşılmaktadır. Haziran 2012 yılı bordrosu incelendiğinde ise bu rakamın sembolik leştirildiği ve ödemenin sadece 22,80 TL olduğu görülmektedir. Mahkemece yapılacak iş 2011 yılı Haziran ayı ile 2012 yılı Mayıs arasında 1 yıllık dönemde ilave ücret adı altında davacıya ödenen prim miktarını toplayıp onikiye bölerek aylık ortalama prim miktarını bulup, bulunacak rakamdan ödenen 22,80 TL'yi düşerek varsa bakiyesini belirleyip, ıslah edilmeyen dava dilekçesindeki 50,00 TL' yi taleple bağlılık kuralı gereği hüküm altına almaktır. Prim alacak talebinin reddi hatalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.