Teknoloji hızla geliyor! Sivil toplum kuruluşları hazır mı?

Abone Ol

Teknoloji geliyor. Hem de büyük bir hızla.

Yapay zeka, otomasyon ve dijital dönüşüm çalışma hayatını kökten değiştiriyor. Bugün geleceğin konusu gibi görünen birçok gelişme, aslında çoktan işyerlerinin kapısından içeri girdi.

Yıllardır aynı uyarıyı yapıyorum:

Okuyun, araştırın, kendinizi geliştirin, yenileyin. Teknolojiye ve yapay zekâya hazırlıklı olun.

Çünkü teknoloji yalnızca hayatımızı kolaylaştırmayacak; iş yapma biçimlerimizi de değiştirecek. Bazı meslekler dönüşecek, bazıları ise ortadan kalkacak.

Gelişmiş ülkelerde bir dönem Tarım 4.0, Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0 konuşuluyordu. Şimdi ise Tarım 5.0 ve Endüstri 5.0 tartışılıyor.

Tarih boyunca olduğu gibi önce sanayi dönüşüyor, ardından bu dönüşüm tarıma ve diğer sektörlere yansıyor.

Peki biz ne yapıyoruz?

Bekliyoruz.

Toplum 1.0'dan Toplum 5.0'a: İnsanlığın dönüşüm yolculuğu

Bugün konuştuğumuz Toplum 5.0, aslında insanlığın binlerce yıllık toplumsal ve teknolojik dönüşümünün geldiği son aşamayı ifade ediyor. Bu süreci kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Toplum 1.0 – Avcı ve Toplayıcı Toplum: İnsanlar doğadan doğrudan yararlanarak avcılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürdü.

Toplum 2.0 – Tarım Toplumu: Tarımın başlamasıyla insanlar yerleşik hayata geçti. Hayvanların evcilleştirilmesi ve tarımsal üretim, toplumsal yaşamın temelini oluşturdu.

Toplum 3.0 – Endüstri Toplumu: Sanayi Devrimi ile makineler ve fabrikalar üretimin merkezine yerleşti. Seri üretim ve kentleşme hız kazandı.

Toplum 4.0 – Bilgi Toplumu: Bilgisayarların, internetin ve dijital teknolojilerin gelişmesiyle bilgi en önemli üretim unsurlarından biri hâline geldi.

Toplum 5.0 – Akıllı Toplum: Dijital teknolojiler, yapay zekâ, Nesnelerin İnterneti ve büyük veri, insan ve toplumun yararına bütünleşik biçimde kullanılmaya başlandı. Amaç, teknolojiyi insanın yerine koymak değil, insanı merkeze alan, sürdürülebilir ve akıllı bir toplum oluşturmak.

Başka bir ifadeyle insanlık doğadan yararlanma → tarımsal üretim → makineleşme → dijitalleşme → insan merkezli akıllı toplum yolculuğundan geçiyor.

Bu dönüşümü gösteren şemadaki temel sıralama da şöyledir:

Toplum 1.0 – Avcı Toplum → Toplum 2.0 – Tarım Toplumu → Toplum 3.0 – Endüstriyel Toplum → Toplum 4.0 – Bilgi Toplumu → Toplum 5.0 – Akıllı Toplum

Bu dönüşüm; ilk insanın doğuşundan, M.Ö. 13.000'li yıllarda tarım toplumuna, 18. yüzyılın sonlarında endüstriyel topluma, 20. yüzyılın sonlarında bilgi toplumuna ve 21. yüzyılda Toplum 5.0'a uzanan bir süreç olarak gösteriliyor.

Bu nedenle Toplum 5.0 yalnızca yeni bir teknoloji kavramı değildir. Aynı zamanda şu soruya verilen bir cevaptır:

Teknoloji bu kadar hızlı gelişirken insanı, toplumu ve çalışma hayatını bu değişime nasıl hazırlayacağız?

30 kişinin yaptığı işi 1 kişi yaparsa ne olacak?

Yapay zekanın çalışma hayatındaki etkilerini artık somut örneklerle konuşmaya başladık.

İstanbul'da büyük bir firmanın muhasebe işlemlerinin daha önce 30 nitelikli personelle yürütüldüğü, yapay zekâ ve otomasyon sistemlerinin devreye girmesiyle aynı işin artık yalnızca bir personelle yürütülebildiği ifade ediliyor.

Eğer bu örnek doğruysa, teknolojik dönüşüm sonucunda 29 nitelikli insan işini kaybetmiş demektir.

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Yapay zekâ şirketlere hız, verimlilik ve maliyet avantajı sağlayabilir. Peki işini kaybeden insanlar ne olacak?

Bugün 30 kişinin yaptığı işi bir kişi yapabiliyorsa, yarın 300 kişinin yaptığı işi 30 kişi yapmaya başlarsa ne olacak?

Bu soruyu bugünden sormazsak, yarın çok geç olabilir.

Çünkü yapay zeka yalnızca mavi yakalıları değil, beyaz yakalıları ve yüksek eğitimli çalışanları da etkiliyor.

Kalifiye işsizlerin sayısı artabilir.

Bu dönüşümden tarım sektörü de kaçamayacak.

Yapay zeka destekli karar sistemleri, otonom makineler, robotlar, sensörler, insansız hava araçları ve akıllı üretim sistemleri yaygınlaştıkça tarımın işgücü yapısı da değişecek.

Bugün tarlada başlayan teknoloji, yarın tarım işletmelerinin yönetimine, muhasebesine, pazarlamasına ve lojistiğine kadar uzanacak.

Peki biz buna hazır mıyız?

Japonya yıllar önce sordu, biz hala bekliyoruz

Japonya, teknolojik dönüşümün yalnızca ekonomik ve teknolojik bir mesele olmadığını yıllar önce gördü.

Toplum 5.0 yaklaşımını ortaya koyarak teknolojiyi insanın karşısında değil, insanın yanında konumlandırmaya çalıştı.

Temel anlayış şuydu:

Teknoloji toplum için bir tehdit değil, insanlığın yararına kullanılabilecek bir araç olmalıdır.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için insanın da toplumun da hazırlanması gerekiyor.

Sanal ve gerçek dünyanın bütünleşmesi...

Nesnelerin İnternetinin toplumun yararına kullanılması...

Çevre kirliliğine ve doğal afetlere karşı teknolojik çözümler geliştirilmesi...

Bunların hepsi önemli.

Ama bir soru daha var:

Bu dönüşümün dışında kalan insanlar ne olacak?

Çünkü teknolojik dönüşümün önünde yalnızca teknik engeller yok.

Hukuk sisteminin yetersiz kalması...

Bilimsel ve teknik boşluklar...

Kalifiye personel eksikliği...

Sosyopolitik önyargılar...

Toplumsal direnç...

Bunlar geleceğin değil, bugünün sorunlarıdır.

İşsizlik kartopu gibi büyüyor

Önümüzde büyüyen en büyük tehlikelerden biri işsizlik.

Üstelik bu kez karşımızdaki işsizlik yalnızca ekonomik krizlerin veya fabrikaların kapanmasının sonucu olmayabilir.

Teknolojik işsizlik kapıda.

Hatta bazı sektörlerde kapıdan içeri girdi bile.

Herkes görüyor.

Herkes konuşuyor.

Ama çözüm üretmek için yeterince harekete geçen yok.

İstanbul'da başlayan dönüşüm, yarın başka şehirlere ve sektörlere yayılabilir. Bugün muhasebede yaşanan değişim, yarın bankacılıkta, lojistikte, üretimde, tarımda, hatta kamu hizmetlerinde karşımıza çıkabilir.

Peki çalışanları kim hazırlayacak?

Sendikalar mı?

Meslek örgütleri mi?

Dernekler mi?

Kamu kurumları mı?

Üniversiteler mi?

Yoksa hiç kimse mi?

2018'de "Sendikacılık 4.0" demiştik

Ben bu konudaki "Sendikacılık 4.0" çalışmalarımı 2018 yılında paylaşmıştım.

O zaman da şunu anlatmaya çalışmıştım:

Geleceğin sendikacılığı, geçmişin yöntemleriyle yapılamaz.

Sendikacılık; sloganla, hamasetle, koltukla, makamla ve siyasi hesaplarla yürütülemez.

Sendikacılık; okuyan, araştıran, kendisini geliştiren, bilime ve nitelikli eğitime inanan, teknolojiyi takip eden, dünyayı bilen ve liyakate önem veren insanların işidir.

"Ben" değil, "biz" diyebilen...

Birlikte düşünebilen...

Birlikte karar alabilen...

Dürüst, ahlaklı, erdemli ve disiplinli...

Uzlaşma kültürüne sahip...

Torpile, hemşehriciliğe ve kayırmacılığa karşı duran...

Hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmayı kabul etmeyen...

Önceliği üyeleri olan...

Koltuk ve makamı değil, mücadeleyi önemseyen...

İşte gerçek sendikacılık budur.

Ancak ne yazık ki yıllar içinde birçok sivil toplum kuruluşu asli görevlerinden uzaklaştı.

Çalışanın, emeklinin ve işsizin sorunları geri plana itildi.

Siyasi hesaplar, seçimler ve makam mücadeleleri öne çıktı.

Oysa dünya değişiyor.

Teknoloji değişiyor.

Çalışma hayatı değişiyor.

Ama bazı kurumlar hâlâ dünün sorunlarıyla bugünü yönetmeye çalışıyor.

Maaş zammı yetmez!

Bugün sendikaların sesi çoğu zaman maaş zamları gündeme geldiğinde yükseliyor.

İşveren ne kadar ücret artışı verirse, içeride imzalar atılıyor.

Dışarıda ise açıklamalar yapılıyor.

Peki ya yarın?

Yapay zekâ nedeniyle işini kaybeden çalışan ne olacak?

Otomasyon nedeniyle mesleği ortadan kalkan insan ne yapacak?

30 kişinin yaptığı işi 1 kişi yapmaya başladığında, geride kalan 29 kişi için hangi plan hazır?

İşte asıl sorulması gereken sorular bunlar.

Çalışanın hakkını savunmak yalnızca maaş zammı istemek değildir.

Çalışanın geleceğini korumak da sendikacılığın görevidir.

Kriz gelmeden hazırlanmak zorundayız

Türkiye artık kriz çıktıktan sonra çözüm arayan bir yönetim anlayışından vazgeçmelidir.

Kriz gelmeden hazırlık yapmak zorundayız.

Kamu kurumları önümüzdeki yılın bütçelerini hazırlıyor.

Peki sivil toplum kuruluşları ne hazırlıyor?

Yapay zekâ ve otomasyonun iş gücü piyasasına etkisi konusunda yol haritaları var mı?

Çalışanları yeni mesleklere hazırlayacak eğitim programları hazır mı?

Gençleri geleceğin çalışma hayatına hazırlayacak projeleri var mı?

Tarımda yaşanacak teknolojik dönüşüm için planları var mı?

Sendikacılık 5.0'ın, hatta 6.0'ın ne anlama geleceğini tartışıyorlar mı?

Yoksa hala dünün sorunlarıyla bugünü kurtarmaya mı çalışıyorlar?

Son söz

Teknoloji hızla geliyor.

Yapay zeka hızla geliyor.

Değişim hızla geliyor.

Ve bu değişim, hazırlıksız yakalananları beklemeyecek.

Bugün önlem almazsak, yarın işsizliği konuşmak için çok geç kalabiliriz.

Çocuklarımızı ve torunlarımızı bugünün mesleklerine değil, yarının dünyasına hazırlamak zorundayız.

Sivil toplum kuruluşları artık kendilerine şu soruyu sormalıdır:

Biz bugünün sorunlarını mı yönetiyoruz, yoksa yarının sorunlarına mı hazırlanıyoruz?

Çünkü teknolojiye karşı durarak geleceği durduramayız.

Ama geleceğe hazırlanarak teknolojiyi insanın ve toplumun yararına kullanabiliriz.

Asıl mesele teknolojiye sahip olmak değil; teknolojik dönüşümü insanı ezmeden yönetebilmektir.

Ve artık zamanıdır:

Kriz çıktıktan sonra çözüm aramak değil, kriz gelmeden hazırlık yapmak zorundayız.

Peki sivil toplum kuruluşları hazır mı?