Gündem

SGK müfettişlerinden Cevdet Yılmaz'a mektup!

SGK müfettişleri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a seslerini duyurabilmek için sosyal medya hesabından mektup yayımladılar.

Abone Ol

Sosyal Güvenlik Müfettişleri Derneği Genel Başkanı Ayşe Özer tarafından, sosyal medya hesabından yayımlanan mektupta, müfettişlerin yalnız kaldığı vurgulandı.

Müfettişlerin özlük haklarının biran önce düzelmesi gerektiği ifade edilen mektupta, kariyer mensupları için gündemde olan zammın biran önce yapılması gerektiğinin altı çizildi.

Sosyal Güvenlik Müfettişleri Derneği Genel Başkanı Ayşe Özer'in sosyal medya hesabından paylaştığı mektup şöyle.

"Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım Cevdet Yılmaz, @_cevdetyilmaz Size ulaşabilmek adına sosyal medya gibi gayri resmi bir kanal kullanmak zorunda kaldığım için beni affedeceğinizi umuyorum.

Bu, biz müfettişlerin alışkın olduğu bir usul değildir. Ancak biz son 5 yıldan bu yana alışkın olmadığımız bir sürü şeye alışmak zorunda bırakıldık. 35 senelik başmüfettiş ağır iş yükünün altında ezilirken, yakın gözlüğünü takarak planlı tweet atmayı öğrendi, sahte hesaplar üzerinden kendisine ve mesleğine atılan iftiralara, kişisel hakaretlere cevap vermek zorunda kaldı.

Her biri en az bir yabancı dil bilen müfettişler, bilmedikleri bir dili öğrenmek zorunda kalıyor son dönemde. Muhataplarından bir şey istemek zorunda kalmak müfettişlerin dilini yaralıyor. Oysa bize hep kalemde kavi, kelamda kibar olmamız öğütlenmişti. Biz istemeyi çok zor öğrendik. Kendimizi ve yaptığımız işin önemini, aldığımız sorumluluğun ağırlığını izah etmek zorunda kalışımız da ayrıca kalp kırıklığı ve umutsuzluk yaratıyor.

Mesleğe ilk başladığımız yıllardan son on yıla gelinceye kadar, kalemimiz ve mührümüzden başka bir aracımız olmadan, 81 ilde milletimizin çocuklarının hakkının peşinde ömrümüzü tüketirken, turne dönüşü bakkala giderken bile arkamızdan ağlayan çocuklarımızın hakkını da devletimizin koruyacağını bilirdik.

Böylesine yüksek fedakârlık gerektiren mesleklerde çalışanlar, meslekleriyle, hizmet verdikleri kitleyle ve kendilerini görevlendirenlerle bir bağ kurmak zorundadırlar. Bu bağ ne kadar sağlamsa, o kadar azimle ve huzurla çalışırlar. Müfettişler de, yılın 6 ayını ailelerinden ve sevdiklerinden ayrı, son derece kötü koşullarda konaklayarak geçirip, milyonlarca liralık yolsuzluk soruşturmalarını yürüttükleri için tehdit edilirken, günün sonunda kendi evlatlarından önce hizmet etmekle mükellef hissettikleri tüyü bitmemiş yetimin hakkını korudukları, devletin kendilerine verdiği yetki ve sorumluluk çerçevesinde devletin kör kuruşunun takibini yaptıkları, katlandıkları zorlu koşullara rağmen yaptıkları işin önemli ve değerli olduğunu hissettikleri için azimle çalışmaya devam etmekteydiler. Ancak devletimizin müfettişine verdiği önem ve değerin azalması, kamu denetim sistemini, sureti soldurulmuş bir resme dönüştürmüş, mührümüz silikleşmiş, kalemimiz kırılmıştır.

Müfettişler, devletle kaybolan bağlarının yasını tutmaktadır. “Müfettiş yalnız insandır” derken üstatlarımız, muhataplarımızla mesafeli olmamızı öğütlerlerdi. Son zamanlarda gördük ki, müfettişler gerçekten yalnızdır.

10 sene öncesinde denk maaşlar aldığımız meslek grupları, şu an neredeyse iki katımız tutarında maaş alırken bizim yoksulluk sınırına mahkûm edilmemiz bir tercih olarak göze çarpmakta ve artık en ön safa en iyileri gönderme zemini sarsılmaktadır. Açılan müfettiş yardımcılığı sınavlarına yeterince başvuru alınamamakta, adayların niteliği gittikçe düşmektedir. Müfettişlik tercih edilen bir meslek olmaktan çıkmıştır.

Geçtiğimiz Aralık ayında yalnızca mesleki itibarımızı değil, umudumuzu da kaybettik.

Mühürlerle beraber, kalpler de umutlar da kırıldı.

Sabır taşı çatladı, eti geçti artık bıçak kemikte.

Daha milyon liralık kamu zararı tespitinin mürekkebi kurumadan, bu defa kalemimizden hüzün ve düş kırıklığı damlıyor.

Arz ederim."