Çiftçinin payı en az iki ekmek olmalı!

Abone Ol

Bir ülkenin geleceğini anlamak istiyorsanız önce çiftçisinin yüzüne bakın.

Çiftçi gülüyorsa o ülkenin yarını vardır.

Çiftçi tarlasını terk etmeye hazırlanıyorsa alarm zilleri çalıyor demektir.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı 2026 yılı buğday alım fiyatları tam da bu nedenle sadece bir fiyat listesi değildir. Bu rakamlar aynı zamanda Türkiye’nin tarımsal üretime nasıl baktığının da göstergesidir.

Açıklanan rakama göre ekmeklik ve makarnalık buğdayın ton fiyatı 16 bin 500 lira, yani kilogram fiyatı 16,5 liradır.

Şimdi durup düşünelim.

Bugün herhangi bir fırına gittiğinizde bir ekmeğin fiyatı yaklaşık 20 liradır.

Bir kilogram buğdaydan ortalama dört ekmek üretilebildiği düşünüldüğünde ortaya ilginç bir tablo çıkmaktadır.

Çiftçinin bir kilogram buğdayına verilen para 16,5 lira.

Aynı buğdaydan üretilen dört ekmeğin toplam satış değeri ise yaklaşık 80 lira.

Elbette bu işin içinde un fabrikası vardır, nakliye vardır, enerji vardır, işçilik vardır, vergi vardır.

Kimse bütün gelirin çiftçiye verilmesini istemiyor.

Hatta kabul edelim;

İki ekmek çiftçinin olsun.

Bir ekmek sanayicinin, tüccarın, nakliyecinin olsun.

Bir ekmek de devletin vergisi ve diğer giderler için olsun.

Ama bugün ortaya çıkan tablo bunun çok ötesindedir.

Üreten en az kazanırken, üretim zincirinin diğer halkaları daha fazla pay almaktadır.

Bu sürdürülebilir değildir.

Çünkü çiftçi zararına üretim yapamaz.

Tarım romantizmle değil hesapla yapılır.

Mazotun fiyatı ortadadır.

Gübrenin fiyatı ortadadır.

Tohumun fiyatı ortadadır.

Sulama maliyetleri ortadadır.

İşçilik maliyetleri ortadadır.

Çiftçi bütün bu giderleri üstlenirken, hasat sonunda eline geçen rakam maliyetleri karşılamakta zorlanıyorsa ortada ciddi bir problem vardır.

Bugün çiftçi yalnızca kendi geçimini sağlamıyor.

85 milyonun ekmeğini, makarnasını, bulgurunu, yemini ve gıda güvenliğini de omuzlarında taşıyor.

Bu nedenle buğday fiyatı sadece çiftçinin sorunu değildir.

Şehirde yaşayan vatandaşın da sorunudur.

Çünkü bugün üreticiyi küstüren anlayış yarın market raflarında daha yüksek fiyatlar ve daha fazla ithalat olarak geri dönecektir.

Tarımın temel kuralı şudur:

Çiftçi kazanmazsa üretim azalır.

Üretim azalırsa ithalat artar.

İthalat artarsa ülkenin gıda bağımsızlığı zayıflar.

Türkiye geçmişte kendi kendine yetebilen sayılı ülkelerden biri olmakla övünürdü.

Bugün yapılması gereken şey üreticiyi ithalatla değil üretimle desteklemektir.

Çiftçiyi maliyet hesaplarının altında bırakmak değil, üretime devam edecek bir gelir düzeyi sağlamaktır.

Çünkü buğday sadece bir ürün değildir.

Buğday ekmektir.

Buğday sofradır.

Buğday milli güvenliktir.

Ve unutulmamalıdır ki, toprağına küsen çiftçinin yeniden tarlaya dönmesi, bir fiyat güncellemesinden çok daha zor olur.